Boşanma davalarında taraflar arasındaki en yaygın ve en yoğun uyuşmazlık alanlarından biri, düğün sırasında takılan ziynet eşyalarının hukuki niteliği ile evlilik süresince edinilen malların tasfiyesidir. Ziynet alacağı talepleri ile mal rejiminin tasfiyesi davaları, uygulamada sıklıkla birbiriyle karıştırılmakta; bu durum hem maddi hem de hukuki açıdan ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Türk Medeni Kanunu sistemi içerisinde ziynet eşyaları ile edinilmiş mallar farklı hukuki rejimlere tâbi olup, bu ayrım Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarıyla açık biçimde ortaya konulmuştur.


I. Düğünde Takılan Ziynet Eşyalarının Hukuki Niteliği

Ziynet eşyaları; evlenme töreni sırasında veya evlilik dolayısıyla takılan altın, bilezik, kolye, yüzük, küpe ve benzeri değerli eşyaları ifade eder. Hukuki açıdan ziynet eşyaları, mal rejiminin tasfiyesine konu olan edinilmiş mallardan değildir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre ziynet eşyaları, kişisel mal niteliğindedir ve kural olarak paylaşım dışıdır.

A. Ziynetlerin Kadına Ait Olduğu Karinesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili hukuk daireleri, uzun yıllardır süregelen kararlarında şu temel ilkeyi benimsemiştir:

Düğünde takılan ziynet eşyaları, kim tarafından takılmış olursa olsun, aksi açık ve kesin delillerle ispat edilmedikçe kadına bağışlanmış sayılır.

Bu ilke, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1040 E., 2019/110 K. sayılı kararında açıkça ifade edilmiştir. Anılan kararda; ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde kullanılmış olmasının, mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağı vurgulanmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/1508 E., 2019/10240 K. sayılı kararında, ziynetlerin kadının rızasıyla bozdurulmuş olmasının dahi ziynet alacağı talebine engel olmadığı açıkça belirtilmiştir.

II. Ziynetlerin Bozdurulması ve Ortak İhtiyaçlarda Kullanılması

Uygulamada en sık karşılaşılan savunmalardan biri, ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde bozdurularak ortak ihtiyaçlar için kullanıldığı iddiasıdır. Ancak Yargıtay’a göre bu durum, ziynetlerin hukuki niteliğini değiştirmez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/2976 E., 2021/3451 K. sayılı kararında; ziynet eşyalarının evlilik giderleri, borç ödemeleri veya konut alımı için kullanılmış olmasının, kadının ziynet alacağı talebini ortadan kaldırmayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Bu yaklaşımın temelinde, ziynet eşyalarının kişisel mal olması ve evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünün ziynetler üzerinden kurulamayacağı ilkesi yer almaktadır.

III. Ziynet Alacağı Davası

Ziynet alacağı davası, düğünde takılan ziynet eşyalarının iadesi veya mümkün değilse bedelinin tahsili amacıyla açılan bir alacak davasıdır. Bu dava, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da açılabilir.

Ziynetlerin aynen iadesi mümkün değilse, dava ziynetlerin dava tarihindeki rayiç bedeli üzerinden görülür. Ziynetlerin miktarı ve niteliği; düğün görüntüleri, fotoğraflar, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

IV. Ziynetlerin Erkeğe Ait Olduğu İddiası ve İspat Yükü

Ziynet eşyalarının erkeğe ait olduğu iddiası, istisnai niteliktedir ve sıkı ispat kurallarına tabidir. Yargıtay’a göre, ziynetlerin erkeğe bağışlandığının veya ortak mal hâline getirildiğinin açık ve kesin delillerle ispat edilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/15725 E., 2018/12789 K. sayılı kararında, ziynetlerin erkek tarafından muhafaza edilmesinin veya bozdurulmasının mülkiyet devri anlamına gelmeyeceği açıkça vurgulanmıştır.

V. Boşanmada Mal Rejimi ve Edinilmiş Mallara Katılma

Ziynet eşyalarından ayrı olarak, boşanmada mal paylaşımı Türk Medeni Kanunu’nun mal rejimine ilişkin hükümleri çerçevesinde yapılır. 1 Ocak 2002 tarihinden sonra yapılan evliliklerde yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Bu rejime göre, evlilik süresince elde edilen gelirler, taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve diğer ekonomik değerler edinilmiş mal sayılır ve tasfiyede eşler arasında eşit şekilde paylaşılır.

VI. Kişisel Mallar, Katkı Payı ve Değer Artış Payı Alacağı

Kişisel mallar, kural olarak mal paylaşımına dahil edilmez. Ancak kişisel malların evlilik süresince değer kazanmasına diğer eşin katkı sağlaması hâlinde, katkı payı alacağı veya değer artış payı alacağı gündeme gelir.

Bu husus özellikle konut, iş yeri ve araçlar bakımından uygulamada sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.

VII. Ziynet ve Mal Paylaşımı Davalarında Yargıtay Uygulamasının Önemi

Ziynet alacağı ve mal rejiminin tasfiyesi davaları, yüksek parasal değerler içeren ve teknik hesaplamalar gerektiren davalardır. Yargıtay içtihatlarının doğru yorumlanmaması hâlinde, taraflar açısından telafisi güç hak kayıpları doğabilmektedir.

Bu nedenle söz konusu davalarda, yalnızca kanun hükümlerine değil, yerleşik Yargıtay uygulamasına hâkim bir hukuki yaklaşım büyük önem taşımaktadır.

VIII. Avukatla Çalışmanın Önemi

Boşanmada ziynet eşyaları ve mal paylaşımı uyuşmazlıkları, ispat hukuku, mal rejimi tasfiyesi ve Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen teknik alanlardır. Delillerin doğru sunulmaması, taleplerin yanlış hukuki zemine oturtulması veya sürelerin kaçırılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Bu nedenle ziynet alacağı ve mal paylaşımı davalarında, aile hukuku alanında uzman bir avukatla çalışmak, hakların etkin biçimde korunması açısından büyük önem taşımaktadır.